ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yeni başkanı Kevin Warsh, dümene geçer geçmez köklü değişiklikler için düğmeye bastı. The Motley Fool’da yer alan habere göre, Warsh’un masasında yatırımcıları doğrudan etkileyecek üç büyük hamle bulunuyor. Görevdeki ilk ayını geride bırakan yeni başkan, dünyanın en güçlü merkez bankasının geleneksel işleyişini temelden değiştirmeyi hedefliyor.
Piyasalarla iletişim azalacak
Warsh’un ilk önceliği, bankanın piyasalarla olan iletişimini asgari düzeye indirmek. Yeni başkan, piyasalara para politikasının yönü hakkında ipucu veren “sözlü yönlendirme” uygulamasını büyük ölçüde rafa kaldırıyor.
Bunun ilk sinyali son faiz kararında verildi. Warsh yönetimindeki ilk politika metni sadece 131 kelimeden oluştu. Bu metin, pandemi dönemindeki acil faiz indiriminden bu yana yayımlanan en kısa açıklama oldu. Ayrıca Warsh, üyelerin faiz beklentilerini gösteren “noktasal grafik”te kendi tahminini paylaşmayı reddetti.
Uzmanlara göre, iletişimdeki bu kısıntı piyasalardaki oynaklığı ciddi şekilde artırabilir. İstihdam veya enflasyon gibi kritik verilerin açıklandığı günlerde bankanın yatırımcının elinden tutmaması, borsalarda çok daha sert iniş çıkışlara zemin hazırlayabilir.
Enflasyon hesabında yeni dönem
İkinci büyük değişiklik ise enflasyonun ölçümünde yaşanacak. Warsh, mevcut enflasyon sepeti yerine uç değerlerin çıkarıldığı “kırpılmış ortalamalar” yöntemini tercih ettiğini belirtiyor.
Bu yeni yöntem, belirli bir dönemde fiyatı en çok artan veya azalan uç kalemleri hesaplamanın dışında bırakıyor. Böylece genel fiyat düzeyindeki temel eğilimin daha net görülebileceği savunuluyor.
Ancak birçok ekonomist bu duruma şüpheyle yaklaşıyor. Kırpılmış ortalamaların ABD’deki enflasyonu olduğundan daha düşük gösterebileceği ve bankanın fiyat artışlarına zamanında müdahale edemeyeceği endişesi hâlâ geçerliliğini koruyor.
Ekonomideki likidite musluğu kısılıyor
Son olarak yeni başkan, bankanın devasa bilançosunu daraltmayı ve ekonomideki likiditeyi azaltmayı hedefliyor.
2008’deki Küresel Finans Krizi sırasında ve pandemi döneminde Fed yönetimi piyasayı fonlamak için devasa tahvil alımları yapmıştı. Bu hamlelerle bankanın bilançosu 900 milyar dolardan 9 trilyon dolara kadar tırmanmıştı. Her ne kadar son yıllarda bu rakam 6,7 trilyon dolara gerilese de faizleri düşürmek için geçen yılın sonunda yeniden tahvil alımlarına başlanmıştı.
Tahvil alımları piyasaya nakit sağlıyor ve bu likiditenin bir kısmı en nihayetinde borsalara akarak hisse fiyatlarını yükseltiyor.
Bununla bitlikte ünlü milyarder yatırımcı Stanley Druckenmiller’ın şu sözleri sürecin önemini özetler nitelikte: “Piyasadaki yatırımcıların çoğu şirket bilançolarına ve geleneksel ölçütlere bakıyor. Oysa piyasaları asıl hareket ettiren şey likiditedir.”
Warsh’un bu musluğu kısmak istemesi, borsalar için yeni ve zorlu bir dönemin habercisi olabilir.












