Hollanda merkezli banka ING’nin yayımladığı değerlendirme raporu, küresel piyasalarda artan jeopolitik risklerin altın fiyatlarına destek sağladığını ancak bu etkinin tek başına kalıcı bir yükseliş trendi oluşturmak için yeterli olmadığını ortaya koydu. Raporda, özellikle reel faizler, doların seyri ve faiz beklentilerinin, değerli metalin yukarı yönlü hareketi önünde belirleyici engeller olmaya devam ettiği vurgulandı.
İran ile yaşanan gerilim sürecinde altın fiyatlarının yaklaşık yüzde 14 oranında geri çekilmesi, kısa vadede fiyatlamalar üzerinde makro dinamiklerin baskın rol oynadığını gösterdi. ING stratejistleri, bu görünümün geçmişteki kriz dönemleriyle benzerlik taşıdığına dikkat çekerek, likidite ihtiyacının güvenli liman talebinin önüne geçtiği dönemlere işaret etti. 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının ilk aşamasında yaşanan yükselişin, artan enflasyonun faizler ve dolar üzerinden baskı yaratmasıyla geri verilmesi de bu duruma örnek olarak gösterildi.
Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümünü daha karmaşık hale getirdiği belirtilirken, bu durumun para politikasında gevşeme ihtimalini zayıflattığı ifade edildi. ABD Merkez Bankası’nın faizi sabit tutması ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın gevşeme için enflasyonda net bir iyileşme şartını öne çıkarması, yüksek reel getirilerin korunmasına ve altın üzerindeki baskının sürmesine neden oldu. Buna karşın ING, uzun vadede düşük büyüme ve kalıcı enflasyonun bir arada görüldüğü stagflasyonist bir ortamın altın fiyatlarını desteklemeyi sürdürebileceğini öngördü.
Merkez bankalarının altın talebi yapısal bir destek sunmaya devam etse de, bu alımların hız kestiği görülüyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, 2025 yılı ortalamasının oldukça altında kalan Ocak ayında net 5 tonluk alım gerçekleşti. Özbekistan’ın alımlarına karşılık Rusya’nın satış yaptığı, Malezya gibi yeni alıcıların devreye girmesiyle talep tabanının ise kademeli olarak genişlediği ifade edildi.
Yatırım cephesinde ise altın ETF’lerinden çıkan fonlar fiyatlar üzerinde baskı yaratmayı sürdürüyor. Son haftalardaki çıkışların, İran gerilimi sonrası elde edilen kazanımların önemli bölümünü sildiği belirtilirken, ING analizinde Fed’in yılın ilerleyen döneminde faiz indirimine gitmesi halinde ETF girişlerinin yeniden hız kazanabileceği değerlendirildi. Ancak “uzun süre yüksek faiz” senaryosunun bu süreci sınırlamaya devam edebileceği kaydedildi.
Genel çerçevede altının yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 6 primli seyretmesi, piyasayı kâr realizasyonlarına açık hale getirirken; ING, orta ve uzun vadeli görünümün olumlu kaldığını ancak kısa vadede risklerin arttığına dikkat çekti.
