Piyasalar, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh’un cuma günü Kansas City Fed tarafından düzenlenen Jackson Hole sempozyumunda yapacağı açıklamalara odaklandı. Yatırımcılar, Warsh’un enflasyona ilişkin daha belirgin bir yol haritası sunup sunmayacağını ve Fed’in siyasi ve mali baskılardan bağımsız hareket edeceğine yönelik güven verip vermeyeceğini yakından takip edecek.
Warsh için kritik sınav
Marex FX’ten Jonathan Pryor, söz konusu konuşmanın Warsh açısından, Fed’in ekonomik, mali ve siyasi açıdan alışılmadık derecede karmaşık baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde komite üzerindeki otoritesini göstermesi açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade etti. Pryor, yatırımcıların Warsh’un merkez bankasını bu zorlu süreçten nasıl çıkaracağına dair ipuçları arayacağını belirtti.
Warsh’un haziran ve temmuz ayındaki toplantıların ardından yaptığı değerlendirmeler ise para politikasının geleceğine yönelik sınırlı mesaj içerdi. EY-Parthenon Başekonomisti Gregory Daco, Fed’in iletişimindeki bu belirsizliğin merkez bankasının bağımsızlığı konusunda soru işaretlerini artırdığını söyledi.
Daco, Warsh’un olası faiz artışlarından söz etmekten Başkan Donald Trump’ın tepkisini çekmemek ya da Hazine Bakanı Scott Bessent’ın borçlanma maliyetlerini aşağı çekme girişimlerini sekteye uğratmamak için kaçındığı algısının risk oluşturduğuna dikkat çekti.
Enflasyon baskısı artıyor
Enflasyon tarafındaki gelişmeler de Warsh’un üzerindeki baskıyı artırıyor. Temmuz ayına ilişkin Kişisel Tüketim Harcamaları Fiyat Endeksi verilerinin açıklanmasının ardından yatırımcılar, Fed’in 15-16 Eylül toplantısında faiz artırabileceği beklentisini güçlendirdi. Piyasalarda 2026 sonuna kadar en az bir faiz artışı büyük ölçüde fiyatlanmaya başladı.
Fed, 28-29 Temmuz’daki toplantısında politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bırakmıştı. Buna karşın üç politika yapıcı faiz artışı yönünde karşı oy kullandı. Toplantı tutanakları da daha geniş bir kesimde faiz artışı eğiliminin bulunduğunu ortaya koydu.
Bazı Fed yetkilileri, enflasyonun yüzde 2’lik hedefe doğru ilerlememesi halinde faizleri mevcut seviyelerde tutma süresinin sınırlı olabileceği mesajını açık şekilde verdi.
Fed’in güvenilirliği tartışılıyor
Fed yetkililerinin temel endişelerinden biri, yüzde 2’lik enflasyon hedefine ulaşma konusundaki kararlılığın gerektiğinde faiz artırımlarıyla desteklenmemesi durumunda merkez bankasının güvenilirliğinin zarar görmesi.
Boston Fed Başkanı Susan Collins de çarşamba günü yaptığı açıklamada, kalıcı bir enflasyon düşüşüne ilişkin yeterli kanıt ortaya çıkmaması halinde fiyat istikrarını makul bir süre içerisinde sağlamak için yakın zamanda para politikasının sıkılaştırılmasının uygun olabileceğini belirtti.
Hazine’nin hamlesi tabloyu karmaşıklaştırıyor
Warsh’un karşı karşıya olduğu bir diğer önemli konu ise Hazine’nin tahvil piyasasına yönelik son adımları oldu. Hazine Bakanı Scott Bessent, uzun vadeli ABD tahvil faizlerindeki yükselişi sınırlamak amacıyla daha önce duyurulan tahvil geri alım programının genişletileceğini açıkladı.
Bu adım, Warsh’un tahvil piyasalarında fiyatların devlet müdahalesi olmadan oluşması gerektiği yönündeki yaklaşımıyla gerilim yaratıyor.
TS Lombard Baş ABD Ekonomisti Steven Blitz, Warsh’un piyasalardan gelen sinyallere önem verdiğini vurguladığını ancak Hazine’nin son hamlesinin bu sinyallerin etkisini azalttığını ifade etti.
ABD bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 6’sına ulaşması ve yüksek borçlanma ihtiyacının uzun vadeli faizler üzerinde oluşturduğu baskı da Fed’in önündeki ekonomik tabloyu daha karmaşık hale getiriyor.












