Dünya Altın Konseyi verilerine göre, altın rezervleri sıralamasında ABD 8 bin 133,5 tonluk rezerviyle tüm ülkeler arasında birinci sırada yer alıyor. Ancak bu stok, 2000’li yılların başından beri neredeyse hiç değişmezken 2026’da en fazla altına sahip olan değil, en fazla altını kimin satın aldığı önem kazandı.
2026 yılının ilk çeyreğinde merkez bankaları net 244 ton altın satın alarak hem önceki çeyreği hem de beş yıllık ortalamayı aştı. Analistler bu hareketin stratejik bir birikimi yansıttığını belirtirken parasal sistemin geleceği hakkında da daha fazla bilgi verdiğini ifade ediyor.
En çok altın rezervine sahip ülkeler hangileridir?
Dünya Altın Konseyi ve IMF verilerinden alınan bilgilere göre, 2026 yılının 1. çeyreği itibarıyla en çok altın rezervine sahip ilk 10 ülke şöyle:
ABD: 8 bin 134 Ton – Toplam rezervin yüzde 69’u
Almanya: 3 bin 350 Ton – Toplam rezervin yüzde 69’u
İtalya: 2 bin 452 Ton – Toplam rezervin yüzde 66’sı
Fransa: 2 bin 437 Ton – Toplam rezervin yüzde 66’sı
Çin: 2 bin 313 Ton – Toplam rezervin yüzde 9’u
Rusya: 2 bin 311 Ton – Toplam rezervin yüzde 29’u
İsviçre: 1 bin 040 Ton – Toplam rezervin yüzde 7’si
Hindistan: 880 Ton – Toplam rezervin yüzde 11’i
Japonya: 846 Ton – Toplam rezervin yüzde 5’i
Hollanda: 612 Ton – Toplam rezervin yüzde 58’i
Bu sıralamadaki 10 ülke, dünya genelindeki tüm resmi altın rezervlerinin yüzde 70’ini elinde tutuyor. ABD ve Avrupa’nın rezervi ise toplam rezervin yüzde 60’tan fazlasını oluşturuyor.
ABD ve Almanya, toplam rezervlerinin yaklaşık yüzde 69’unu altın olarak tutuyor. Buna karşılık, Çin sadece yüzde 9, Japonya ise yüzde 5 oranında altın tutuyor. Batı’nın rezerv sahipleri ile Doğu ekonomileri arasındaki bu farklılık, altın piyasasında şu anda en önemli yapısal dinamik olarak öne çıkıyor.
Merkez bankaları neden rekor hızda altın alıyor?
Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgali sonrası Avrupa ve ABD’deki 300 milyar dolarlık döviz rezervlerinin dondurulması, merkez bankalarını altın alımına yönlendirdi. Merkez bankaları 2022’de net 1.082 ton altın satın aldı. 2023’te buna 1.037 ton daha ekledi.
Sonuç olarak, 2026’nın ilk çeyreğinde net 244 ton altın alımı gerçekleşti. Bu da beş yıllık çeyrek ortalamasının üzerinde kaydedildi.
Bu yıl 700 tonluk bir hedef belirleyen Polonya, 2026 yılının ilk çeyreğinde tüm alıcılar arasında liderliği ele geçirerek toplam alım miktarını 582 tona taşıdı.
Özbekistan, 2026 yılının ilk çeyreğinde 25 ton daha altın rezervi ekleyerek toplam rezervlerini 416 tona çıkardı.
Çin Halk Bankası, 1. çeyrekte 7 ton daha altın rezervi ekleyerek 17 aydan fazla süren alım serisini sürdürdü. Resmi rezervler şu anda 2.313 ton olup toplam rezervlerin yüzde 9’unu temsil ediyor. Bununla birlikte Çin’in gerçek rezervlerinin bu rakamın 2 ila 3 katı olduğu ifade ediliyor.
Hindistan ise istikrarlı alıcı konumunu sürdürürken 880 tonluk rezervini döviz kurundaki dalgalanmaları yönetmek ve dolar yoğunluğunu azaltmak için dinamik bir araç olarak kullanıyor.
ABD, Almanya, İtalya ve Fransa gibi Batı ülkelerinin yeni altın alımı yapmamasının nedeni ise mevcut finansal sistem kurulurken zaten devasa rezervler biriktirmiş olmaları. Örneğin, ABD’nin elindeki 8 bin 133,5 ton altının resmi defter değeri (ons başına 35 dolardan) 37 milyar dolar görünse de, Mayıs 2026’daki yaklaşık 4 bin 450 dolarlık güncel ons fiyatıyla bu stokun gerçek değeri 1,16 trilyon dolara ulaşmıştı. Mevcut dolar sistemini tasarlayan Batı, miras rezervlerin üzerinde otururken, gelişmekte olan ülkeler ise aradaki farkı kapatmak için agresif altın alımını sürdürüyor.
Çin’in gerçekte ne kadar altını var?
Çin resmi olarak 2 bin 313 ton rezervle dünyada 6. sırada görünse de Şanghay Altın Borsası’ndaki rekor işlem hacimleri ve devletin altın birikimini teşvik eden politikaları, gerçek rezervlerin çok daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Kurumsal analistlerin tahminlerine göre Çin’in gerçek rezervi 4 bin-5 bin ton arasında. Bu da Çin’in küresel rezervlerdeki altın payını yüzde 15-20’ye çıkarıyor.(Dünya)












