ABD menşeili savunma yayın kuruluşu Defense News, Avrupa’nın savunma yapısına ilişkin yeni bir inceleme yayımladı. Donald Trump’ın NATO’nun geleceğini tartıştığı bir süreçte, Avrupa güvenliği için Yunanistan’ın yürüttüğü “veto politikalarının” bir kenara bırakılması gerektiğini belirten dergi, Türkiye’nin “temel müttefik” olarak üstlendiği rolün kritik bir önem taşıdığını vurguladı.
Yunanistan ve Rum kesimi artık bir engel teşkil etmemeli
Avrupa’nın emniyeti açısından Türkiye’nin askeri gücü ile savunma sanayisi birikiminin vazgeçilmez olduğunu kaydeden dergi, Avrupa savunma mekanizmasında Türkiye’nin karşısındaki en büyük zorluğun Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) olduğuna dikkat çekerek şu tespiti paylaştı:
“Yunanistan ve Kıbrıs tarafı, Türkiye’nin Avrupa savunma sistemine entegre edilmesini kendi güvenliklerine bir katkı olarak değil, Türkiye’yi dengeleme stratejilerinin iflası olarak algılıyor. Oysa Rusya tehdidini doğrudan hisseden Polonya, Romanya ve Baltık ülkeleri gibi müttefikler için Türkiye’nin askeri kapasitesi hayati bir değer taşıyor. Avrupa’nın güvenliği artık kültürel çekincelerin ve medeniyet odaklı tartışmaların ötesine geçmek zorundadır.”
2028 yılında komuta merkezi Ankara oluyor
Defense News tarafından hazırlanan analizdeki en çarpıcı noktalardan biri, Türkiye’nin ittifak içindeki yükselen konumu oldu. NATO’nun en modern ve en süratli müdahale birimi olarak tasarlanan “Müttefik Reaksiyon Kuvveti”nin (Allied Reaction Force – ARF) sevk ve idaresi 2028 yılından itibaren Türkiye’ye devrediliyor.
2028 ile 2030 yılları arasında bu devasa birliğin komutasını yürütecek olan Türkiye, sadece kendi topraklarını değil, tüm Avrupa’nın emniyetini birinci elden yönetip yönlendirecek. Operasyonlar İstanbul merkezli olarak yürütülecek ve merkezde 3’üncü Kolordu bulunacak. 32 NATO üyesi ülke, ayırdıkları kuvvetlerin kullanımı için Türkiye’nin onayını almak durumunda kalacak.
Öncü hamle yapma kabiliyeti
Türkiye’nin liderlik edeceği bu kuvvet; kara, deniz, hava, siber ve hatta uzay mecralarını kapsayan 15 bin kişilik seçkin bir ordudan oluşuyor. NATO’nun yaşadığı bu dönüşüm, “bekle ve gör” yaklaşımından “ilk hamleyi yapma” stratejisine geçişi temsil ediyor. Bu yeni doktrinin odağında yer alan Müttefik Reaksiyon Kuvveti (ARF), kriz anlarında 4-5 gün gibi kısa bir sürede dünyanın her noktasına ulaşabilecek yetkinliğe sahip. 15 bin kişilik bu elit güç, artık krizlere yalnızca müdahale etmekle kalmayacak, krizin gidişatını bizzat kontrol edecek.
İstanbul’daki 3. kolordu küresel bir müdahale odağı haline geliyor
İstanbul’da yer alan 3. Kolordu, tamamen mobil yapısı sayesinde ittifakın en yüksek hazırlık seviyesine sahip gücü konumunda bulunuyor. Adana’daki sabit yapılı birimlerin aksine İstanbul’daki 3. Kolordu, krizin çıktığı her noktaya hızla intikal edebilecek bir “küresel güç merkezi” olarak yapılandırıldı. Çok uluslu operasyonları sevk ve idare etme yeteneğiyle bu kolordu, NATO coğrafyasının tamamında doğrudan Türk komutanların talimatıyla aksiyon alacak.
Tehdit İstanbul’da tanımlanacak ve Mons’ta uygulanacak
Komutanın Türkiye’ye geçmesiyle beraber NATO’nun stratejik ve düşünsel merkezi de yer değiştiriyor. Sahaya ilk ulaşan ve durumu ilk değerlendiren makam Türk komutanlar olacağı için, NATO’nun tehdit tanımlaması İstanbul’da gerçekleştirilecek.
Eskiden Brüksel ve Mons’taki karargahlardan Türkiye’ye yönelik gönderilen analizler, artık İstanbul’dan Mons’taki Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı’na iletilecek. NATO, Türk askeri zekasının hazırladığı planlar doğrultusunda pozisyon alacak.
Otuz iki ülkenin operasyonel birleşmesi
Türkiye’nin komutayı devralmasıyla birlikte, 32 NATO üyesi ülke tahsis ettikleri askeri güçlerle doğrudan Türk komuta zincirine bağlanmış olacak.
Kürecik olmasa Avrupa savunmasız kalabilir
Diğer taraftan Türkiye’nin yalnızca askeri personel değil, aynı zamanda teknolojik bir “koruma kalkanı” sunduğu da ifade edildi. Özellikle İran’ın balistik füze potansiyeline karşı Türkiye’deki Kürecik radar üssünün yerinin doldurulamaz olduğu belirtilerek şu sözlere yer verildi:
“Kürecik radar tesisi devre dışı olsaydı, İran füzelerine karşı Avrupa’nın savunma hattı ancak Romanya’dan başlayabilirdi. Savunmanın Türkiye’den başlatılması, çok daha erken uyarı ve engelleme şansı sunuyor. Hiçbir Avrupa devleti, Türkiye’nin bu stratejik boşluğunu kolay kolay dolduramaz.”
Türkiye artık sınır ülkesi değil merkez ülke konumunda
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in açıklamalarına da geniş yer ayıran Defense News, Türkiye’nin artık NATO’nun güneydoğu ucundaki bir kanat ülkesi olmadığını, tüm Avrupa sahasında güvenlik sağlayabilen merkezi bir müttefik olduğunu yazdı.
İHA sistemlerinden donanmaya Ankara ile iş birliği zorunluluğu
Analizin yazarı, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın veto yaklaşımlarının Avrupa’nın kolektif güvenliğini tehlikeye attığını belirterek Türkiye’nin elindeki avantajları şöyle aktardı:
“12’den fazla Avrupa ülkesi, Trump’ın koruma desteğini çekme ihtimaline karşı Ankara’yı sığınılacak güvenli bir liman olarak görüyor. Türkiye’nin kapsamlı bir savaş tecrübesi ve çok büyük bir ordusu mevcut.”
