Son iki yılın en güçlü performanslarından birine imza attıktan sonra geri çekilen altın fiyatları, yatırımcıların kafasında soru işaretleri yarattı. Ancak piyasa analisti Jordan Roy-Byrne’e göre altındaki son düzeltme, uzun vadeli yükseliş trendinin sona erdiği anlamına gelmiyor.
The Daily Gold’da yayımlanan analizde Roy-Byrne, altın fiyatlarında yaşanan geri çekilmeye rağmen boğa piyasasını destekleyen yapısal dinamiklerin gücünü koruduğunu belirtti. Analiste göre hisse senedi piyasaları, tahvil piyasası, ABD’nin borç görünümü ve merkez bankalarının altın talebi, değerli metal için uzun vadede destekleyici olmaya devam ediyor.
“Boğa piyasası sona ermedi”
Altın fiyatlarındaki son düşüş, piyasalarda “boğa piyasası bitti mi?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Giray Topçular’ın Dünya’da yayımlanan haberine göre, Roy-Byrne ise mevcut geri çekilmenin uzun vadeli yükseliş eğilimini bozacak nitelikte olmadığını savundu.
Analiste göre altın piyasasında yaşanan düzeltme, güçlü yükselişlerin ardından görülebilecek olağan bir soluklanma olarak değerlendirilebilir. Roy-Byrne, altının önümüzdeki yıllarda yeniden değer kazanabileceği görüşünü koruyor.
Hisse senetlerinde uzun vadeli risk vurgusu
Roy-Byrne’in analizinde altını destekleyen ilk unsur, hisse senedi piyasalarına ilişkin uzun vadeli risk beklentisi oldu. Analist, tarihsel olarak hisse senedi piyasalarında büyük zirvelerin ardından altın ve değerli metallerde güçlü dönemlerin yaşandığına dikkat çekti.
1929, 1968 ve 2000 yıllarındaki örnekleri hatırlatan Roy-Byrne, hisse senedi piyasalarının henüz uzun vadeli zirvesini tamamlamamış olabileceğini belirtti. Bu nedenle altındaki seküler boğa piyasasının da henüz erken aşamada bulunduğunu savundu.
Tahvil piyasasındaki zayıflık altına destek olabilir
Analizde öne çıkan ikinci başlık ise tahvil piyasası oldu. Roy-Byrne, Covid-19 sonrası dönemde uzun vadeli bir tahvil ayı piyasasının başladığını değerlendiriyor.
Tahvil piyasasındaki zayıflığın ilk aşamada sermayeyi hisse senetlerine yönlendirebileceğini belirten analist, zamanla bu baskının hisse piyasalarına da yayılabileceğini ifade etti. Böyle bir ortamda yatırımcıların güvenli liman arayışıyla altın ve reel varlıklara yönelme ihtimalinin artabileceği kaydedildi.
ABD’nin borç yükü kritik başlık
Roy-Byrne’e göre altını destekleyen üçüncü unsur, ABD kamu maliyesindeki bozulma. Analist, ABD’nin borç/GSYH oranının ve faiz ödemelerinin tarihsel olarak yüksek seviyelere ulaştığını belirtti.
Yüksek faizlerin borç yükünü daha da artırabileceğine dikkat çeken Roy-Byrne, bu nedenle düşük faiz politikalarının ve enflasyonun borç yükünü zaman içinde azaltmak için kullanılabileceğini öne sürdü. Analiste göre bu tablo, altın için destekleyici bir zemin oluşturabilir.
Merkez bankalarının altın talebi sürüyor
Analizde dikkat çekilen son unsur ise merkez bankalarının altın alımları oldu. Roy-Byrne, artan ABD borcu, tahvil piyasasındaki zayıflık ve çok kutuplu küresel düzene geçiş sürecinin merkez bankalarını altın rezervlerini artırmaya yönelttiğini ifade etti.
Altının küresel rezervler içindeki payının geçmişte yüzde 40 ile 65 arasında değiştiği, güncel verilere göre ise yaklaşık yüzde 27 seviyesinde bulunduğu belirtildi. Analist, merkez bankası alımlarının 2018 ve 2022’de altın fiyatlarına destek verdiğini, benzer etkinin bugün de piyasada taban oluşturabileceğini savundu.
Dört faktör birbirini besliyor
Roy-Byrne’e göre altını destekleyen bu dört unsur birbirinden bağımsız değil. Tahvil piyasasındaki zayıflık ABD’nin mali görünümünü baskılarken, bu durum merkez bankalarının altına yönelmesini hızlandırabilir.
Analist, tahvil piyasasındaki baskının ilerleyen dönemde hisse senetlerine de yayılması halinde yatırımcıların altına daha güçlü şekilde yönelebileceğini öngörüyor.
Altın fiyatlarındaki kısa vadeli geri çekilme yatırımcıları tedirgin etse de Roy-Byrne’e göre uzun vadeli tablo, değerli metalde boğa piyasasının devam edebileceğine işaret ediyor.











