ABD’de Trump yönetimi yetkilileri, Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) İran savaşına daha fazla dahil olmaya ve Tahran yönetiminin Basra Körfezi’ndeki adalarından birini kontrol altına almaya teşvik ediyor. The Telegraph’ın edindiği bilgiye göre, Donald Trump’ın ekibindeki bazı isimler, BAE’nin Nisan ayı başında düzenlenen gizli askeri operasyonlarda hedef alındığı bildirilen Lavan adasını fiilen devralmasını önerdi. Eski bir üst düzey Trump güvenlik yetkilisi, “Gidin ve alın onları” ifadesini kullanarak bunun BAE askerlerinin sahada olması anlamına geldiğini belirtti.
Teşvik, BAE’nin 11 haftadır devam eden çatışmadaki artan angajmanı ve İsrail ile gelişen ilişkilerine ilişkin açıklamalarla aynı döneme denk geliyor. Analistler, savaşın ve İran’ın Körfez ülkesine yönelik yoğun saldırılarının Orta Doğu’da jeopolitik eksenlerde hızlı bir yeniden şekillenmeyi hızlandırdığını ifade ediyor. BAE, İsrail ve ABD’nin Şubat ayı sonunda İran’a yönelik saldırıları başlatmasının ardından Tahran’ın misillemelerinin ana hedefi konumunda bulunuyor.
BAE’ye 2 bin 800’den fazla saldırı
BAE, İran’ın 2 bin 800’ün üzerinde füze ve insansız hava aracı (İHA) ile düzenlediği saldırı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Uzmanlar bu durumu ülke için bir dönüm noktası olarak nitelendirirken BAE’yi savunma sistemlerini yeniden değerlendirmeye, ittifaklarını ve dünyadaki konumunu sorgulamaya zorladı. Bu süreç, BAE’nin ABD ve İsrail ile ilişkilerini daha da güçlendirirken Suudi Arabistan da dahil komşu ülkelerle bağlarının gerilmesine yol açtı. Savaş, Suudi ve BAE’yi birbirine yaklaştırmak yerine aralarındaki ayrışmayı derinleştirdi. (Dünya)
BAE daha önce Mayıs ayı başında Suudi Arabistan’ın domine ettiği büyük petrol üreticileri örgütü OPEC’ten ayrılma kararı almıştı. Eski ABD’nin BAE Büyükelçisi Barbara Leaf, The New York Times’a yaptığı açıklamada, çatışma sürdükçe BAE’nin dünyadaki ve Körfez’deki konumunu sorgulamak için daha fazla zaman bulduğunu, dost ve düşman ayrımını oldukça net siyah-beyaz terimlerle yaptıklarını söyledi.
BAE ve Suudi Arabistan’dan İran’a yönelik hava saldırıları
Basında çıkan haberlere göre BAE, Nisan ayı başında Lavan da dahil olmak üzere çeşitli İran hedeflerine saldırı düzenledi. Ülke bu saldırıları doğrulamazken Reuters’ın aktardığına göre Suudi Arabistan da Mart ayı sonuna doğru İran’a karşı çok sayıda hava saldırısı gerçekleştirdi. Savaşın başlangıcında BAE Devlet Başkanı’nın Suudi ve Katarlı yetkililerden İran’a karşı ortak karşı saldırılara katılma talebinde bulunduğu ancak bu talebin kabul görmediği belirtiliyor.
BAE’nin İsrail ile ilişkileri, 2020’de imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile normalleşme sürecine girmişti ve bu ilişkiler savaş sırasında diğer Körfez ülkelerinin mesafeli duruşuna rağmen daha da gelişti. İsrail’in BAE’ye İran saldırılarına karşı Demir Kubbesi hava savunma bataryalarını sağladığı ortaya çıktı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mart ayında ülkeye gizli bir ziyaret gerçekleştirdiğini ve görüşmelerde önemli bir ilerleme kaydedildiğini açıklarken Abu Dabi yönetimi böyle bir ziyaret olduğunu yalanladı.
İran BAE’yi saldırganlıkta aktif ortak olarak nitelendirdi
Bu haberlere yanıt olarak İran bu hafta yaptığı açıklamada BAE’yi “bu saldırganlıkta aktif bir ortak” olarak tanımladı ve bu konuda herhangi bir şüphe bulunmadığını belirtti. BAE ise İran terör saldırılarını meşrulaştırma girişimlerini reddettiğini ancak her türlü tehdit, iddia veya düşmanca eyleme karşı tüm egemen, yasal, diplomatik ve askeri haklarını saklı tuttuğunu bildirdi.
Savunma ve güvenlik düşünce kuruluşu Royal United Services Institute’tan araştırmacı Dr. Burcu Özçelik, savaşın bir ABD-İsrail-BAE hattında hızlanan bir uyumu beraberinde getirdiğini söyledi. Bazı Körfez ülkeleri ABD’nin istemedikleri maliyetli bir savaşı başlatmasına öfke gösterirken BAE bağlarını güçlendirdi. Dr. Özçelik, BAE Devlet Başkanı Danışmanı Enver Karkaş’ın Nisan ayında Tahran’ın saldırılarının ABD’nin Körfez’deki rolünü somutlaştırmasına yol açacağını ve İsrail etkisinin de bölgede daha belirgin hale geleceğini ifade ettiğini hatırlattı.
BAE bölgesel örgütlerin zayıf tepkisinden şikayetçi
BAE yetkilileri, İsrail ve Washington’dan gelen güçlü desteğin, yeterli dayanışma göstermeyen Körfezli komşularıyla tezat oluşturduğunu belirtiyor. BAE, Arap Birliği ve Körfez İşbirliği Konseyi gibi bölgesel örgütlerin zayıf tepkilerinden şikayetçi. Ayrıca, mali olarak defalarca BAE tarafından kurtarılan Pakistan’ın da Tahran yönetimine karşı fazla uzlaşmacı bir tutum sergilediğini savunuyorlar.
Dr. Özçelik, BAE için yeni uyumun ve İsrail ile daha derin askeri işbirliğinin riskinin, diğer Arap devletlerinin BAE’yi İsrail’in Gazze kampanyasında suç ortağı olarak görmesine yol açabileceğini belirtti. İsrail açısından ise BAE’nin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetlerine (RSF) verdiği iddia edilen destek gibi tartışmalı bölgesel müdahalelerle anılma riski bulunuyor. BAE, RSF’ye destek verdiği iddialarını reddediyor.












