ABD dolarının euro, İsviçre frangı, Japon yeni, Kanada doları, İngiliz sterlini ve İsveç kronu karşısındaki değerini ölçmek için kullanılan dolar endeksi, yılın ilk yarısında ABD Başkanı Donald Trump’ın tarife adımları ve şubat ayı sonunda patlak veren Orta Doğu’daki gerilimlerin etkisiyle 100 seviyelerindeki güçlü duruşunu sürdürdü.
ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta İran’ı hedef almasıyla başlayan ve Tahran yönetiminin misillemeleriyle sertleşen Orta Doğu’daki çatışma ortamı dünya genelinde ekonomik görünüm ve beklentilerin yeniden şekillenmesine yol açtı. Savaşın en büyük ekonomik etkisi küresel enerji tedarikinin kalbi noktasındaki Hürmüz Boğazı’ndaki petrol sevkiyatlarında kendini gösterdi.
Bölgedeki gerilimler ve petrol fiyatlarının arz endişeleriyle yükselmesi küresel çapta enflasyon risklerini tetikledi. Enflasyonist baskıların artabileceği endişeleri merkez bankalarına yönelik savaş öncesindeki “güvercin” beklentilerin “şahin” kanada evrilmesine neden oldu.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in bu yılın sonuna kadar bir faiz artışı adımı atabileceğine kesin gözüyle bakılırken, 2027’de de bir faiz artırımı yapabileceğine ilişkin tahminler fiyatlamalara yansıyor.
Orta Doğu’daki jeopolitik riskler, yeni başkan Kevin Warsh’un göreve başlamasının ABD Merkez Bankasına (Fed) yönelik faiz artırımı tahminlerini güçlendirmesi ve bölgesel gerilimlerin doların güvenli liman özelliğini pekiştirmesi doların diğer para birimleri karşısındaki seyrini etkiledi. Dolar endeksi, yılın ilk yarısını yaklaşık yüzde 3 artışla 101,2 seviyesinde tamamlarken, ikinci yarının ilk haftasında da güçlü kalmayı sürdürdü.
Yıla 98,2 seviyesinden başlayan endeks, 24 Haziran’da 101,8 seviyesine çıkarak Mayıs 2025’ten sonraki en yüksek seviyeyi test etmişti. Endeks, daha sonra Orta Doğu’daki tansiyonun inişli çıkışlı seyrine paralel olarak 100 seviyesi civarındaki duruşunu korudu.
Yılın ilk yarısını söz konusu gelişmelerle tamamlayan dolar endeksi, ikinci yarıya haftalık bazda yükselişle başladı. Endeks geçen haftayı yüzde 0,1 artışla 100,9 seviyesinde tamamladı.
Fed’in uzun süre sıkı duruşunu koruyacağına yönelik beklentilerin güçlenmesi, doların küresel para birimleri karşısındaki yükselişini hızlandırdı. Dolar/yen paritesi 29 Haziran’da 161,95 seviyesine çıkarak Temmuz 1986’dan beri en yüksek seviyeyi gördü ve böylece parite son 40 yılın zirvesini test etti.
Warsh başkanlığında ilk toplantı haziranda gerçekleştirildi
Fed, yılın ilk yarısında ocak, mart, nisan ve hazirandaki para politikası toplantılarında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit tuttu.
Haziran ayındaki toplantıya başkanlık ederek yeni görevine başlayan Warsh, toplantı sonrasında Fed’in enflasyon tahminleri ve bu süreçte ne kadar sabırlı olunabileceği ile hangi koşullarda faiz artırımı gibi ek adımların gündeme gelebileceğine ilişkin bir soru üzerine, “Fiyat istikrarı hedefimizi gerçekleştirme kapasitesine ve kararlılığına sahibiz, tam olarak yapacağımız şey de budur.” dedi.
Enflasyon hedefini tutturma konusundaki kararlılık ve kapasite yeniden tesis edilene kadar yüzde 2 hedefini gözden geçirmek için bir neden görmediğini vurgulayan Warsh, konunun buna ilişkin çalışma grubunun kapsamı dışında kalacağını anlattı.
Euro/dolar paritesi yaklaşık 15 ayın en düşük seviyesini gördü
Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yıl genelinde sıkı duruşunu sürdürmesi beklense de bölgede güçlenen enerji arz sıkıntıları kaynaklı maliyet baskılarının gücünü koruması euro/dolar paritesinin aşağı yönlü risklere karşı hassasiyetini artırıyor.
Dolardaki güçlü seyirle euro/dolar paritesi 24 Haziran’da 1,13 ile Mayıs 2025’ten beri en düşük seviyeyi gördü. Euro/dolar paritesi yılın ilk yarısını 1,1422 seviyesinde tamamladı.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, ECB’nin yıl sonuna kadar bir kez faiz artışı yapabileceğine kesin gözüyle bakılırken, ikinci faiz artırımı ihtimalleri de masada bulunuyor.












