Dünyanın tükettiği her 10 varil petrolden 2’sinin geçiş yaptığı Hürmüz Boğazı’nı savaş bittikten sonra by-pass edecek formüller şimdiden masaya yatırılmaya başlandı. Savaş dursa da İran ile İsrail arasındaki gerilimin hiç bitmeyeceğini düşünen stratejistler, petrollerini bu bölgeden alıcılara ulaştıran ülkelere farklı alternatif planlar ve maliyetler sunmaya başladılar bile.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Kızıldeniz’e açılan ancak günlük kapasitesi 600-700 bin varille sınırlı olan boru hatları bulunuyor. Ancak bu boru hatları uzun süredir bakımsızlıktan eskimiş vaziyette.
Ayrıca Kızıldeniz de çok güvenli bir bölge sayılmıyor. Buna karşılık Türkiye’nin Ceyhan Limanı uzun vadede en istikrarlı liman olarak öne çıkıyor.
Irak ve Azeri petrolünden sonra Kuveyt, Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrolü de bu rotaya yönelebilir.
Yapılacak ilave 1000 kilometrelik bir boru hattı, 5 petrol üreticisinin Basra Körfezi’ni büyük ölçüde devreden çıkaracağı bir alternatif güzergaha dönüşebilir.
Stratejistler, Asya ülkelerine yapılacak petrol sevkiyatının Ceyhan ile birlikte uzayacağına dikkat çekseler de
“Hiç alamamaktansa, gecikmeli almak da büyük bir lütuftur ve dünya ekonomileri bunun değerini anladı”
yorumları yapıyorlar.
Söz konusu alternatif boru hattının inşa maliyetine Çin, Güney Kore, Japonya gibi ülkelerin de dahil edilebileceği de konuşuluyor.
Ceyhan ile ilgili bu planlar masaya gelirken, Irak Hükümeti de bir süredir sorun yaşadığı bu rotaya yöneldi. Irak merkezi hükümeti öncelikle bu hatta petrol vermek için Kürdistan Bölgesi yönetimi ile temas kurdu. İlk görüşmelerde Irak Kürt Yönetimi petrol sevkiyatına yeşil ışık yakmadı.
Bunun üzerine Irak Petrol Bakanı, Kürt bölgesinden geçmeksizin Kerkük’ten doğrudan ihracata olanak tanıyacak 100 km’lik boru hattının yenilenmesi için çalışma başlatıldığını söyledi.
Iraklılar bu hattı revize ederek tekrar işler hale getirmek istiyorlar.
Böylece Ceyhan Limanı’na ilk etapta hiç olmazsa 250 bin varil petrol pompalamayı hedefliyorlar.
KAYNAK: Haber Hürriyeti





