ABD merkezli CNN’e göre, Irak Savaşı’nın başlangıcından bu yana Ortadoğu’daki en büyük Amerikan askeri yığınağını emreden ABD Başkanı Donald Trump, şimdi İran konusunda kritik bir karar vermek zorunda.
Trump’ın önündeki seçenekler son haftalarda yaptığı gayri resmi açıklamalarda belirsiz ifadelerle doğrulanırken, konuya aşina kaynaklar tarafından daha ayrıntılı biçimde ortaya kondu. Seçenekler geniş bir yelpazeye yayılıyor ve her biri ciddi riskler barındırıyor. Başkanın müttefiklerinden, danışmanlarından ve yabancı mevkidaşlarından ise zaman zaman çelişkili tavsiyeler aldığı belirtiliyor.
Habere göre, İran kıyıları açıklarında iki uçak gemisi, onlarca savaş gemisi ve yüzlerce savaş uçağı konuşlandırılmış durumda. Trump’ın, bu askeri baskının İran liderlerini bir anlaşmaya zorlayabileceği umuduyla doğrudan bir askeri harekât emri vermekten tamamen vazgeçebileceği değerlendiriliyor.
Bunun yanı sıra, İran’ın nükleer silah üretme kapasitesinden vazgeçmesi yönündeki talepleri iletmek amacıyla sınırlı askeri hedeflere yönelik saldırı seçeneği de masada. Daha maksimalist bir senaryo ise İran liderliğini devirmeyi hedefleyen geniş çaplı bir operasyonu içeriyor.
Seçenek 1: Diplomasiye şans tanımak
CNN’e göre, Beyaz Saray’daki üst düzey yetkililer, Trump’ın önceliğinin İran’la askeri çatışmadan kaçınacak bir anlaşmaya varmak olduğunu vurguluyor.
Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner, son haftalarda İranlı yetkililerle dolaylı görüşmeler yürütüyor. İkilinin Perşembe günü İsviçre’nin Cenevre kentine giderek yeni bir görüşme turuna katılması bekleniyor.
Witkoff’un Cumartesi günü Trump’ın İran’ın neden müzakerelerde “teslim olmadığı” konusunda “meraklı” olduğunu söylediği aktarıldı. Taraflar ise birbirine zıt kırmızı çizgiler belirlemiş durumda. Trump, İran’ın uranyum zenginleştirmesine kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini savunurken, Tahran bunun egemenlik hakkı olduğunu ve nükleer programın yalnızca barışçıl amaç taşıdığını belirtiyor.
“Bu perşembe her şeyi belirleyecek”
İranlı yetkililer bu açığı kapatabilecek yeni bir teklif üzerinde çalışıyor ve bunu Ummanlı arabulucular aracılığıyla paylaşmayı planlıyor. Görüşmelere yakın bir bölgesel kaynak, “Bu Perşembe her şeyi belirleyecek: savaş mı, anlaşma mı?” ifadelerini kullandı.
Geçen yılki görüşmeler öncesinde İran’ın nükleer programına sürpriz saldırılar düzenleyen Trump’ın, bu kez Cenevre’deki temaslar tamamlanmadan askeri adım atmaması bekleniyor.
Ancak kaynaklara göre İran’ın teklifinin “sıfır uranyum zenginleştirme” taahhüdü içermesi beklenmiyor. Bu talebin, İran’ın dini lideri 86 yaşındaki Ali Khamenei açısından uzun süredir kabul edilemez olduğu belirtiliyor.
“Ulusal gurur meselesi”
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi de CBS’ye verdiği demeçte sıfır zenginleştirme seçeneğini açıkça reddetti. Araghchi, İran’ın bu teknolojiyi kendi bilim insanlarıyla geliştirdiğini ve bunun artık ulusal gurur meselesi olduğunu söyledi.
Bazı bölgesel kaynaklar tarafların daha “yaratıcı” formüller aradığı aktarılıyor. Bunlar arasında İran’ın yalnızca tıbbi amaçlarla kullanılmak üzere çok küçük miktarlarda uranyum zenginleştirmesine izin verilmesi gibi öneriler yer alıyor.
Seçenek 2: Anlaşmaya zorlamak için sınırlı saldırı
ABD merkezli CNN’e göre Trump, İran liderliğini baskı altına almak amacıyla belirli askeri hedeflere yönelik sınırlı bir saldırıyı değerlendirdiğini doğruladı. Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, “Bunu değerlendiriyorum diyebilirim” dedi.
Olası hedefler arasında balistik füze rampaları, nükleer programla bağlantılı tesisler ve İran İslam Devrimi Muhafızları Ordusu (IRGC) tarafından kullanılan binalar bulunuyor.
Ancak uzmanlar ve bölgesel yetkililer, böyle bir saldırının İran’ı müzakere masasına döndürüp döndürmeyeceği konusunda hemfikir değil. ABD merkezli CNN’e göre birçok yetkili, sınırlı da olsa bir saldırının İran’ın direncini artırabileceği görüşünde.
İran ise daha önce saldırıya uğraması halinde bölgedeki Amerikan üslerini hedef alabileceği uyarısında bulundu. Haziran ayında nükleer tesislerine yönelik saldırılara misilleme yapılmış, ancak Amerikan askerleri arasında can kaybı yaşanmamıştı.
ABD ordusu tüm olası senaryolar için hazırlık yapıyor. Planlamaya aşina bir kaynak, hedef gruplarına göre silah envanterinin belirlendiğini ve olası hava sortilerinin zamanlamasının gözden geçirildiğini aktardı.
Seçenek 3: Rejimi hedef alan geniş çaplı operasyon
Diplomasinin başarısız olması halinde Trump’ın en radikal seçeneği devreye sokabileceği belirtiliyor. Habere göre, İran çevresinde konuşlandırılan askeri güçler rejimi hedef alan geniş çaplı bir operasyon için yeterli kapasiteye sahip.
Bu senaryo; İranlı liderlere, rejimle bağlantılı unsurlara, askeri tesislere, hava savunma sistemlerine, füze üretim tesislerine ve nükleer altyapıya eş zamanlı saldırıları içerebilir.
İran Devrim Muhafızları hedef alınacak
Kaynaklara göre, İslami yönetimi korumakla görevli Devrim Muhafızları’nın (IRGC) bu tür bir operasyonda neredeyse kesin hedef olacağı ifade ediliyor. Ancak hükümet yetkilileri ve dini liderlerin doğrudan hedef alınmasının siyasi ve askeri sonuçları daha karmaşık bir tablo ortaya çıkarıyor.
CNN’e göre, Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ve diğer askeri liderler, İran’a karşı büyük ve uzun süreli bir operasyonun ölçeği, karmaşıklığı ve olası Amerikan kayıpları konusunda ciddi endişeler taşıyor.
Saldırı ABD varlıkları üzerinde baskı oluşturacak
Pentagon içindeki bazı yetkililer ise uzun soluklu bir askeri harekâtın, özellikle İsrail ve Ukrayna’ya sağlanan destek kapsamında kullanılan silah stoklarını zorlayabileceği ve bölgedeki ABD varlıkları üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulunuyor.
Trump’ın önündeki karar yalnızca İran’la ilişkileri değil, Ortadoğu’nun güvenlik dengelerini ve ABD’nin küresel askeri kapasitesini de doğrudan etkileyecek nitelikte.
“USS Geral R. Ford” uçak gemisi Girit’teki Suda Deniz Üssü’nde
Öte yandan, Yunan Devlet Televizyonu ERT’nin haberine göre, ABD’ye ait “USS Gerald R. Ford” isimli uçak gemisinin Girit Adası’nda bulunan Suda Deniz Üssü’nde olduğu ifade edildi.
Yunanistan’ın en çok okunan haber sitelerinden “in.gr”nin haberinde, “Bölgeye, İran yakınlarına ikinci uçak gemisinin de ulaşması, ABD’nin Tahran karşısında nasıl hareket edeceğine karar verme zamanının yaklaştığını gösteriyor.” ifadesi kullanıldı.
Dünya Barış Konseyi’nin de üyesi olan Uluslararası Barış için Helenik Komitesinden yapılan yazılı açıklamada da “ABD’ye ait F-35, A-10 savaş uçaklarının, havada yakıt ikmal ve ulaştırma araçlarının yoğun varlığı ve “USS Gerald R. Ford” uçak gemisinin yakında bulunuşu, Suda’nın İran ve genel olarak bölge halkları etrafında daralan savaş çemberinin önemli bir halkası haline gelmesi ve genel bir askeri çatışma olasılığının yaklaşmasını teyit eder niteliktedir.” ifadeleri kullanıldı. (Sabah)










