SPK Başkanlığına aday olan Mehmet Tafralı: “Yatırımcılar ve piyasa uzmanları yönetimde temsil edilmiyor, fon krizi önlenebilirdi!”
Borsa Uzmanları Derneği Başkan Yardımcısı Mehmet Tafralı, 35 yıllık sermaye piyasası deneyimiyle SPK Başkanlığına aday olduğunu açıkladı. Tafralı, yatırımcıların ve piyasa uzmanlarının karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmediğini belirterek fon krizine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
Sermaye piyasalarında yaşanan fon skandalı ve yatırımcı mağduriyetleri tartışılmaya devam ederken, Borsa Uzmanları Derneği Başkan Yardımcısı Mehmet Tafralı’dan dikkat çeken bir çıkış geldi. SPK Başkanlığına aday olduğunu açıklayan Tafralı, mevcut sistemde piyasa tecrübesine yeterince önem verilmediğini savundu.
Tafralı, fon krizinin önlenebileceğini belirterek mağdur yatırımcıların zararlarının giderilmesine yönelik önerilerini de paylaştı.
“Bizler bu piyasanın hafızasıyız”
Soru 1: SPK Başkanlığına adaylığınızı açıkladınız. Bu kararınızın temel gerekçesi nedir? Göreve gelmeniz halinde öncelikleriniz neler olacak?
35 yıldır sermaye piyasalarının içindeyim. Piyasaların nasıl işlediğini, yatırımcıların karşılaştığı sorunları ve sistemin aksayan yönlerini yakından biliyorum.
Bugün sermaye piyasalarımızın en önemli eksikliklerinden biri, yatırımcıların ve bu piyasalarda yıllarca çalışmış uzmanların yönetim ve karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmemesidir.
Bizler bu piyasanın hafızasıyız. Yılların birikimiyle hangi sorunun nasıl çözüleceğini biliyoruz. Sermaye piyasalarının yalnızca mevzuatı bilen yöneticilere değil, piyasanın işleyişini ve yatırımcı psikolojisini bilen deneyimli isimlere de ihtiyacı var.
SPK Başkanlığına aday olmamın temel nedeni budur. Bugün yaşanan birçok sorunun çözümü aslında belli. Doğru kararlar zamanında alınsaydı süreçler bu kadar uzamaz, yatırımcı mağduriyetleri de bu boyutlara ulaşmazdı.
“Fon skandalı göz göre göre geldi”
Soru 2: Türkiye sermaye piyasaları büyük bir fon skandalıyla karşı karşıya kaldı. Sizce SPK ve Borsa İstanbul yönetimleri bu krizi önleyebilir miydi?
Bu kriz kesinlikle önlenebilirdi. Sayın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamalarına göre fonlardaki sorunlar Kasım 2025’te fark edilmişti.
O halde sorulması gereken çok önemli bir soru var: Sorunlar o tarihte tespit edildiyse neden zamanında müdahale edilmedi? Neden süreç bu kadar uzadı?
Fonlardaki gelişmeler göz göre göre bugünkü noktaya geldi. Zamanında alınacak önlemlerle hem krizin büyümesi hem de yatırımcıların uğradığı zararlar önemli ölçüde engellenebilirdi.
Sermaye piyasalarında denetimin temel amacı yalnızca olaylar gerçekleştikten sonra yaptırım uygulamak değildir. Asıl başarı, riskleri önceden görüp yatırımcıları koruyabilmektir.
“17 Eylül tarihini esas alır, hisseleri yatırımcılara dağıtırdım”
Soru 3: Fon skandalında mağdur olan yatırımcıların zararları nasıl karşılanmalı? SPK Başkanı olsaydınız nasıl bir çözüm üretirdiniz?
Öncelikle nitelikli yatırımcılarla diğer mağdur yatırımcıların hukuki durumlarını birbirinden ayırmak gerekiyor.
19 Aralık 2025 öncesinde geçerli olan düzenlemeler kapsamında, belirli finansal varlık büyüklüğüne sahip nitelikli yatırımcıların riskleri bildikleri kabul ediliyor. Ancak nitelikli yatırımcı olmak, manipülasyon veya hukuka aykırı işlemler nedeniyle uğranılan zararların hiçbir şekilde talep edilemeyeceği anlamına gelmemeli.
Manipülasyon yapıldığı tespit edilen hisselerin fon portföylerine alınması nedeniyle zarar oluşmuşsa, sorumlulara karşı hukuki yolların değerlendirilmesi gerekir.
Ben SPK Başkanı olsaydım 17 Eylül 2026 tarihini esas alarak farklı bir çözüm uygulardım.
O tarihteki fon portföyleri ve yatırımcıların pay sahipliği esas alınarak, fonların elindeki hisse senetlerinin yatırımcılara fon payları oranında dağıtılmasını sağlardım. Portföyde nakit bulunuyorsa onun da aynı şekilde oransal dağıtımını yapardım.
Böylece yatırımcılar tasfiye sürecinin uzamasından kaynaklanan belirsizlikle karşı karşıya kalmaz, fon portföyündeki varlıklar üzerinde doğrudan tasarruf imkânına kavuşabilirdi.
Elbette bunun için gerekli hukuki ve teknik düzenlemelerin yapılması gerekir. Ancak önemli olan yatırımcı mağduriyetini daha fazla büyütmeden somut bir çözüm ortaya koymaktır.
“SPK ve Borsa İstanbul yönetiminde piyasanın içinden gelen isimler olmalı”
Soru 4: SPK ve Borsa İstanbul yönetimlerinde yatırımcıların ve piyasa uzmanlarının temsil edilmesi gerektiğini savunuyorsunuz. Mevcut sistemde ne eksik? Adaylığınız için siyasi destek arayışınız oldu mu?
Bugün sermaye piyasalarının en önemli sorunlarından biri, yatırımcıların ve piyasanın içinden yetişmiş uzmanların yönetimde yeterince temsil edilmemesidir.
Borsa İstanbul’da ve aracı kurumlarda 20-30 yıl çalışmış, krizleri yaşamış, piyasanın bütün işleyişini bilen çok değerli insanlar var. Ancak bu birikimden yeterince yararlanılmıyor.
Bu kişilerin SPK ve Borsa İstanbul bünyesindeki uygun yönetim kademelerinde, danışma ve ihtisas komisyonlarında görev alması gerekiyor. Yatırımcıların da görüşlerini karar alma süreçlerine taşıyabilecek temsil mekanizmaları oluşturulmalı.
Piyasanın sorunlarını en iyi bilenler, o piyasanın içinde yıllarını geçirmiş insanlardır. Bu tecrübeden yararlanılmadan sağlıklı ve güvenilir bir sermaye piyasası yapısı oluşturmak kolay değildir.
SPK Başkanlığına adaylığım konusunda herhangi bir siyasi iradeden destek istemedim, hiçbir siyasi makamla görüşme talebim olmadı.
Benim amacım bir makam elde etmek değil, 35 yıllık mesleki birikimimle ülkemize, sermaye piyasalarımıza ve yatırımcılarımıza hizmet etmektir. Sistem bugün ciddi sorunlarla karşı karşıya ve bu sorunların çözümünde sorumluluk almaya hazırım.
Mehmet Tafralı kimdir?
Rize’nin Pazar ilçesinde doğan Mehmet Tafralı, 35 yıldır borsa ve finans sektöründe faaliyet gösteriyor. Sermaye piyasalarında uzun yıllara dayanan mesleki deneyimi bulunan Tafralı, halen Borsa Uzmanları Derneği Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyor.











