Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), dokuz ayın ardından politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36 seviyesine düşürdü. Faiz kararını değerlendiren ekonomistler, Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde izleyeceği para politikasına ilişkin mesajlarına odaklandı. Değerlendirmelerde, faiz indirim sürecinin devam edip etmeyeceği konusunda farklı görüşler öne çıktı.
Mahfi Eğilmez
Ekonomist Mahfi Eğilmez Merkez Bankası’nın faiz kararına ilişkin değerlendirmede bulundu. Eğilmez, “TCMB haftalık repo ihalesi yoluyla borç vermede kullandığı politika faizini 1 puan indirerek % 36’ya çekti.” ifadelerini kullandı.
İris Cibre
Ekonomist İris Cibre de Merkez Bankası’nın karar metninde yer alan ifadelerin sonraki toplantılarda da faiz indirimlerinin devam edebileceğine işaret ettiğini belirtti.
Cibre şu ifadeleri kullandı:
“TCMB Metinde ‘Adımların büyüklüğü ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir.’ cümlesi ile sonraki toplantılarda da indirimin devamı sinyalini verdi.”
Uğur Gürses
Ekonomist Uğur Gürses ise faiz kararının beklentileri doğrultusunda gerçekleştiğini belirterek, Merkez Bankası’nın ihtiyatlı yaklaşımına vurgu yaptı.
Gürses, kararın ardından yaptığı değerlendirmede, “Merkez Bankası tahmin ettiğim gibi temkinli bir faiz indirimine gitti. Ayrıca mealen boyutu ve zamanlamayı ‘otomatiğe bağlamadım, duruma göre’ diyor. Adımların büyüklüğü ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir” sözlerini dile getirdi.
Hakan Kara
TCMB eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, Merkez Bankası’nın 100 baz puanlık faiz indirim kararının ardından 19 Eylül’de yaptığı paylaşımı yeniden gündeme taşıdı. Kara, eski paylaşımını alıntılayarak, “Merkez 100 baz puan indirdi. Fon krizinin hemen ardından yaptığım bu değerlendirme birebir tuttu.” ifadelerini kullandı.
Kara’nın 19 Eylül tarihli paylaşımında yer alan değerlendirmeler şöyle:
“Yaşanan fon krizine ilişkin yorum yapmamı isteyen çok sayıda kişi oldu. Bana göre fon piyasasının profesyonelleri konuya çok daha hâkim. Herkesin kendi uzmanlık alanını bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda otorite gibi konuşmayı kendi adıma doğru bulmuyorum.
Öte yandan, bir makroekonomist olarak olayın ekonomik yansımalarına ilişkin ilk görüşlerimi paylaşabilirim. Bu olay, varlık ve likidite etkileri üzerinden ekonomik faaliyetleri ve büyümeyi daha da yavaşlatacaktır. Enflasyonist baskıların bir miktar azalmasıyla birlikte, ekim ayındaki toplantıda Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitme olasılığının arttığını söyleyebiliriz.
Normal şartlarda bu tür negatif bir şok, 150-200 baz puanlık faiz indirimini beraberinde getirebilirdi. Ancak dövize yönelme riski ve rezerv kaybı endişesi nedeniyle Merkez Bankası’nın 100 baz puanlık indirimi tercih edeceğini düşünüyorum.”












