ABD’den gelen güçlü ekonomik veriler ve yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu yeniden körükleyebileceği endişesi tahvil piyasasında satışları hızlandırdı. ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvili faizi yüzde 5,148’e kadar çıkarak 2007’den bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Piyasalarda Fed’in para politikasını daha da sıkılaştırabileceği beklentisi güçlenirken tahvil faizlerindeki yükseliş hisse senedi piyasalarına da yansıdı.
FED’DEN YENİ FAİZ ARTIŞI BEKLENTİSİ GÜÇLENDİ
DHF Capital S.A. analisti Bas Kooijman, güçlü ekonomik veriler ile yüksek enerji fiyatlarının Fed’in ilave faiz artışlarına gitme ihtimalini artırdığına dikkat çekti.
ABD’de açıklanan öncü PMI verilerinin ekonomik faaliyetin eylülde hızlandığına işaret etmesi de faiz beklentilerini destekledi. Güçlü büyümenin yanı sıra enerji ve girdi maliyetlerinin yüksek seyretmesi, enflasyonun yeniden güç kazanabileceği endişesini artırdı.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michael Barr da enflasyonun hedefe zamanında dönmesini sağlamak için ilave faiz artışlarının muhtemelen gerekli olduğunu söyledi.
Piyasalarda Fed’in ekim toplantısında bir kez daha faiz artıracağı beklentisi belirgin şekilde güçlendi.
WALL STREET’TE SATIŞ HIZLANDI
Tahvil faizlerindeki yükseliş ilk olarak ABD hisse senedi piyasalarında etkisini gösterdi. Wall Street’te çarşamba günü üç ana endeks de günü kayıpla tamamladı.
S&P 500 yüzde 0,75, teknoloji ağırlıklı Nasdaq yüzde 1,13 ve Dow Jones yüzde 0,68 geriledi. S&P 500’deki 11 sektörün 9’u günü düşüşle kapatırken, ABD borsalarında işlem hacmi de son 20 günlük ortalamanın üzerine çıktı.
Tahvil faizlerindeki yükseliş özellikle yüksek faiz ortamına daha duyarlı teknoloji hisseleri üzerinde baskı oluşturdu. Alphabet yüzde 3,8, Amazon yüzde 2,2 gerilerken Philadelphia Yarı İletken Endeksi yüzde 1,2 düştü.
SATIŞ BASKISI KÜRESEL PİYASALARA YAYILDI
ABD tahvil piyasasındaki satış 24 Eylül’de de devam ederken baskı diğer piyasalara taşındı. 10 yıllık ABD tahvil faizi Avrupa işlemlerinin ilk bölümünde yüzde 5,145 ile küresel finans krizinden bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Küresel hisse senetlerini izleyen MSCI Dünya Endeksi, Avrupa’nın gösterge endeksi STOXX 600 ve ABD vadeli endeksleri aşağı yönlü hareket etti. Böylece Wall Street’te başlayan satış baskısı yeni işlem gününde Avrupa ve küresel piyasalarda da kendisini gösterdi.
Asya piyasalarında ise görünüm tamamen tek yönlü olmadı. Avustralya hisseleri üç ayı aşkın sürenin en düşük seviyesine gerilerken Japonya’da Nikkei endeksi yükseldi. Piyasalardaki hareket geniş çaplı bir riskten kaçışa işaret etse de bütün küresel borsalarda aynı ölçüde bir satış görülmedi.
PETROL FİYATLARI DA BASKIYI ARTIRIYOR
Borsalardaki satışta tahvil faizlerinin yanı sıra petrol fiyatlarındaki yükseliş ve Orta Doğu’daki jeopolitik riskler de etkili oluyor.
Petrol fiyatlarının yeniden 105 dolar seviyesinin üzerine çıkması, enerji maliyetlerinin enflasyonu yüksek tutacağı ve merkez bankalarının sıkı para politikasını daha uzun süre sürdüreceği endişelerini artırdı.
Güçlü ABD verileri, yüksek petrol fiyatları ve Fed yetkililerinden gelen şahin mesajların aynı anda etkili olmasıyla yatırımcıların daha yüksek faiz ortamının beklenenden uzun sürebileceğine ilişkin kaygıları güçlendi.
Tahvil piyasasındaki satışın devam etmesi halinde, yükselen borçlanma maliyetlerinin önümüzdeki dönemde küresel hisse senedi piyasaları üzerindeki en önemli baskı unsurlarından biri olmayı sürdürmesi bekleniyor.











