Avustralya’nın en büyük ve en köklü bankalarından biri olan Westpac, ABD dolarının son dönemdeki direncinin uzun vadede yapısal risklerin baskısı altında kalabileceğini öngördü. Banka, EUR/USD paritesi için 2027 sonuna kadar 1,21, GBP/USD için ise 1,39 hedefi belirledi.
Raporda, dolar üzerindeki temel riskler arasında ABD’deki bütçe dengesizliği, yükselen borç servis maliyetleri ve Federal Reserve’ün zayıflayan sözlü yönlendirmesi gösterildi.
Doların son dönemdeki performansı dikkat çekti
Dolar endeksi bu ay yön bulmakta zorlanırken, 10 Temmuz seviyesinin 0,5 puan üzerine çıktıktan sonra dönemi 1,5 puanlık düşüşle 99,5 seviyesinde tamamladı.
Westpac, ABD-İran arasında anlaşmaya varılamaması ve piyasalarda Fed’in yıl sonuna kadar faiz artıracağı beklentisinin bulunmasına rağmen doların bu kararsız görünüm sergilemesini dikkat çekici buldu. Söz konusu beklentinin, ABD ekonomisine yönelik iyimserlik ile enflasyon endişelerinin aynı anda etkili olduğu bir ortamda oluştuğu belirtildi.
Son 30 günlük dönemde dolar endeksinin hareketinde euro ve sterlin öne çıktı. Her iki para birimi de yaklaşık 1,5 sent değer kazanarak sırasıyla 1,16 dolar ve 1,36 Dolar seviyelerine ulaştı.
Westpac, mevcut seviyelerin euro ve sterlin açısından tarihsel olarak zorlayıcı olmadığını, euro bölgesi ve İngiltere’deki büyüme ile enflasyon risklerinin daha olumlu bir dengeye yöneldiğini ifade etti. Banka, 2027 sonu için belirlediği hedeflerin ardından her iki para biriminin yatay bir seyir izlemesini bekliyor.
ABD’nin ekonomik üstünlüğü sorgulanıyor
Westpac’in dolar üzerindeki baskının devam edeceğine yönelik temel değerlendirmesi konjonktürel gelişmelerden ziyade yapısal unsurlara dayanıyor. Banka, ABD’nin uzun süredir devam eden ekonomik üstünlüğünün giderek daha dar bir zemine dayandığını ve mevcut görünümün sürdürülebilir olmayabileceğini belirtti.
Raporda siyasi ayrışmaya da dikkat çekildi. Avrupa’da savunma ve ekonomik kalkınma konusunda ortak hedeflerin öne çıktığı, ABD’de ise partizan çatışmaların devam ettiği ifade edildi.
Westpac, kamu borcunun ABD, Avrupa ve İngiltere açısından ortak bir gündem olduğunu ancak ABD’nin bütçe pozisyonundaki yapısal dengesizliğin diğerlerinden ayrıştığını vurguladı. Bankaya göre artan borç servis maliyetleri ve Federal Reserve’ün zayıflayan sözlü yönlendirmesine yönelik piyasa endişeleri de bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor.












