ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş, petrol piyasasını altüst ederken, farklı türler ve vadeler arasında da büyük fiyat farkları oluşmasına neden oldu.
Petrol fiyatı sorusu, özellikle kriz dönemlerinde en sık gündeme gelen konuların başında yer alıyor. Ancak bu sorunun tek bir yanıtı bulunmuyor. Çünkü petrolün fiyatı; ham petrolün türüne, satış zamanına ve bulunduğu coğrafyaya göre büyük farklılıklar gösterebiliyor.
Son dönemde İran merkezli kriz ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler, petrol piyasasında belirsizliği artırdı. Hem ABD hem de İran’ın bölgedeki sevkiyatları engellemesi ve ardından geçici bir açılma yaşanması, petrolü ekonomik ve siyasi bir araç haline getirdi.
Fiziksel ve finansal piyasa farkı
Bloomberg’den Javier Blas, dün yayımlanan köşe yazısında konuya değindi. Blas’a göre, petrol piyasası temelde ikiye ayrılıyor: fiziksel piyasa ve finansal piyasa. Fiziksel piyasada gerçek variller alınıp satılırken, finansal piyasada vadeli işlemler, opsiyonlar ve türev ürünler üzerinden “kâğıt variller” işlem görüyor.
Bu iki piyasa birbiriyle bağlantılı olsa da farklı işlevlere sahip. Finansal piyasa, geleceğe yönelik beklentileri fiyatlarken; fiziksel piyasa mevcut arz ve talep koşullarını yansıtıyor. Özellikle kriz dönemlerinde bu iki Piyasa arasındaki fark belirginleşiyor.
Uzmanlara göre savaşın başlamasından bu yana fiziksel piyasada 10 milyon varilden fazla arz kaybı yaşanırken, finansal piyasada işlem gören “kâğıt varil” miktarı milyarlarca varile ulaştı.
Nakliye ve sigorta maliyetlerinde artış
Normal koşullarda Brent, WTI ve Dubai gibi göstergeler birbirine yakın seviyelerde işlem görürken, mevcut kriz ortamında fiziksel petrol fiyatları hızla yükseldi. Daha önce küçük farklarla işlem gören petrol, bugün varil başına 10 ila 20 dolar arasında primle satılabiliyor. Suudi Arabistan’ın Arab Light petrolü Avrupa’ya mayıs ayında 27,85 dolar primle sunuluyor.
Fiyat artışında yalnızca ham petrol maliyeti değil, lojistik giderler de etkili oluyor. Nakliye ücretleri varil başına 1 dolardan 25 dolara kadar yükselirken, sigorta maliyetleri de ciddi artış gösterdi. Bu giderler finansal piyasalara yansımasa da, gerçek teslim fiyatını önemli ölçüde yukarı çekiyor.
Fiziksel piyasa günü yansıtıyor
Uzmanlara göre fiziksel piyasa bugünkü arz sıkıntısını yansıtırken, finansal piyasa birkaç ay sonrası için daha rahat bir tabloya işaret ediyor. Bu nedenle iki Piyasa farklı zaman dilimlerine göre fiyatlama yapıyor.
Coğrafya da fiyat üzerinde belirleyici rol oynuyor. Hürmüz Boğazı çevresinde başlayan kriz, özellikle Asya piyasalarını daha fazla etkiledi. Bölgedeki rafinerilerin toplam maliyetinin varil başına 175 doların üzerine çıkabildiği belirtiliyor.
ABD’de petrol fiyatları daha düşük
Buna karşılık ABD ve Kuzey Amerika’da petrol fiyatları görece düşük seviyelerde kalmaya devam ediyor. ABD’de bazı petrol türleri 76 ila 87 dolar aralığında işlem görüyor. Kanada petrolü ise yaklaşık 72 dolar seviyesinde bulunuyor.
Ancak bu düşük fiyatların kalıcı olmayabileceği ifade ediliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki durumun seyrine bağlı olarak, ABD petrolünün küresel piyasaya daha fazla yönelmesiyle fiyatların dengelenmesi bekleniyor.
Öte yandan petrol fiyatını değerlendirirken enflasyon etkisi de dikkate alınıyor. 2008 yılında görülen yaklaşık 150 dolarlık zirve, bugünün fiyatlarıyla hesaplandığında 220 dolara denk geliyor.
Tüketici için önemli olan ürün fiyatı
Ayrıca tüketiciler açısından asıl belirleyici olanın ham petrol değil, benzin ve jet yakıtı gibi rafine ürünlerin fiyatı olduğu vurgulanıyor. Kriz dönemlerinde bu ürünlerin fiyatı, ham petrolden daha hızlı artış gösterebiliyor.
Tüm bu veriler ışığında petrolün “gerçek” fiyatının tek bir rakamla ifade edilemeyeceği belirtiliyor. Ancak mevcut koşullarda küresel ortalama baz alındığında, petrolün varil fiyatının yaklaşık 125 dolar seviyesinde olduğu değerlendiriliyor. (Nefes)
