Amerikan borsalarında rallinin sonunun geldiğine dair tahminler uzun süredir tartışılsa da yatırımcıların iyimserliği büyük ölçüde devam ediyor. Bölgesel banka krizleri, yapay zekâ harcamaları ve özel kredi piyasasındaki dalgalanmalar, piyasalar tarafından çoğunlukla göz ardı ediliyor.
Ancak uzmanlar, tırmanan İran savaşının piyasalardaki “boğa” eğilimini sonlandırabilecek asıl unsur olabileceği konusunda uyarıyor.
Yatırımcıların rehaveti şaşırtıcı
Barron’s’un haberine göre, Gavekal Research’ten Anatole Kaletsky, şubat ayı sonunda ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırısından bu yana Amerikan borsalarının gösterge endeksi S&P 500’ün sadece %2,7 düşmüş olmasını hatırlatıyor. Kaletsky, ABD’li hisse senedi yatırımcılarındaki bu rehaveti “şok edici” bulduğunu belirtiyor.
Ünlü analiste göre, savaşın enerji ve gübre tedariki üzerindeki etkilerini görmezden gelmek, tarihi tamamen yanlış okumak anlamına geliyor.
Haberde, TriVariate Research Kurucusu Adam Parker da yüzeydeki sakinliğin aksine, tablodaki gizli tehlikeye dikkat çekiyor. Parker, piyasadaki oynaklığın ancak 90’ların sonundaki teknoloji balonu, 2008 Küresel Finans Krizi ve pandemi dönemindeki seviyelerle kıyaslanabilecek kadar aşırı olduğunu vurguluyor.
Makroekonomik riskler ve teknoloji rekabeti
Tüm bu çalkantılara rağmen, Wall Street’in ABD’nin kurumsal şirketlerinin gücüne ve teknolojik yeniliklerine olan inancı sürüyor. S&P 500, bu iyimserlik sayesinde hâlâ yüksek değerlemelerden işlem görmeye devam ediyor.
Bununla birlikte DataTrek Research Kurucu Ortağı Nicolas Colas, mevcut makroekonomik ortamın bu uzun vadeli iyimserliği ciddi şekilde test ettiğini belirtiyor. Colas, artan petrol fiyatlarının kurumsal şirketlerin kârlarında düşüşe ve resesyona yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan Çinli yapay zekâ şirketlerinin de ABD’li teknoloji devleri için giderek daha somut bir tehdit oluşturduğunun altı çiziliyor. Buna rağmen Colas, Amerikan ekonomisinin son 15 yıldaki krizleri atlatma başarısına güvenerek uzun vadede ABD hisse senetleri konusundaki olumlu beklentisini koruyor.
200 dolarlık petrol ve küresel resesyon ihtimali
Savaşın üçüncü haftasına girmesiyle birlikte enerji piyasasındaki endişeler de giderek derinleşiyor. Roth Capital Markets Baş Ekonomisti Michael Darda’ya göre, piyasalar için uzun süreli bir enerji şoku olasılığı artık çok daha yüksek.
Petrol fiyatlarının varil başına 200 dolara çıkabileceğini belirten Darda, böyle bir senaryonun küresel resesyon ihtimalini %40 ila %60 seviyelerine çıkaracağını ifade ediyor. Darda’ya göre bu durum, küresel borsalarda %30’a varan sert düşüşleri tetikleyebilir.
Ünlü ekonomist ayrıca, bu karanlık ekonomik tablonun yaklaşan seçimler öncesinde Trump yönetimi için ciddi bir siyasi felakete dönüşebileceğini sözlerine ekliyor.
Kredi piyasaları petrolü izliyor
Raymond James analistlerinden Tavis McCourt, Hürmüz Boğazı normal işleyişine dönene kadar petrol piyasasının hem kredi hem de hisse senedi piyasalarını yönlendireceğinin altını çiziyor.
McCourt’a göre, şu ana kadar yaşanan satış dalgasının panik havasından uzak ve düzenli olması, yatırımcılara hâlâ uçurumun kenarından dönme şansı veriyor.
Uzmanların buluştuğu ortak nokta ise ekonomik verilerin şimdilik dayanıklılık gösterdiği yönünde. Yine de yaşlanan bir boğa piyasasında risklerin giderek arttığı ve yaklaşan “ayının” gölgesini piyasalar üzerinde her geçen gün daha ağır hissettirdiği de inkar edilemez bir gerçek olarak yatırımcıların karşışında duruyor.
